Rüzgâr aynı keskinliğiyle esmeye devam ediyordu ve gecenin de daha fazla karardığı yoktu. Her şey bir an önce nasılsa şimdi de öyleymiş gibiydi ama olmadığını biliyordum. Kasım ayının soğuk havasında; başlarımıza çatı olmuş siyah göğün altında ömrüme kışı getirecek adamı işte tam da o anda gördüm. Benim için orada ve o anda dünya durdu. Dünyadaki tüm sesler kalbimin atışına hapsolurken o gözler beni buldu, her şeyi kendi rengine buladı ve her hücremi bir mıknatıs gibi kendine çekti. Hissettim, tam kalbimin içinde. Gelecekte ve geçmişte; ait olduğum yere varmışım gibi hissettim. "Sana ihtiyacım varmış, bilmiyordum." Bu bir mücadelenin; kaybolmamak için karanlığa teslim olmayışın savaşı.
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.